İslahiye Mutlu Son Masaj Hizmetleri Esra

İslahiye Mutlu Son

İslahiye Mutlu Son Elimizde bu kadının düşüncelerine dair direkt kayıtlar olmasa da, İtalyan’ın cinsel isteklerine karşı çıkması halinde yaşamından olacağını anladığı için “rıza gösterdiğini” rahatlıkla tahmin edebiliriz. Başka bir deyişle kadın tecavüze uğramıştı. Gemide yaşanan bu hadise Avrupalı adamların Afrika ve Yeni Dünya’daki siyah kadınlara ettikleri milyonlarca saldırıün ilklerinden biriydi. Tecavüz yurtta gerçekleşseydi, İtalyan suçlu bulunup infaz edilir ve muhtemelen ölüm cezasına çarptırılırdı, ama o, Avrupa yasalarının tropikal bölgelerde aslabir güce ve etkiye sahip olmadığını biliyordu.

Acımasız arzularını buralarda doygunluk edebilirdi. Daha önce görmüş olduğumüz şeklinde, Avrupalı erkekler işgal ettikleri her toprakta azgın arzularının tatmini için yerli kadınlara (ve ithal edilmiş kölelere) el koyuyorlardı. Eski Dünya ufukta kaybolur kaybolmaz yasaları da geride kalıyordu. Zaman vakit Hernán Cortés’in emri gibi, yerli kadınlara “hukuk dışı davranılmayacağı” yönünde emirlere rastlanıyordu, fakat onların da fazla yaptırım gücü yoktu. İspanyol Bernal Díaz şeklinde komutanlar “güzel kadınlardan” ganimet diye söz ettiklerinde bildiri açıktı:

İslahiye Mutlu Son

İslahiye Mutlu Son  Her türlü yola başvurarak seks yapılabilirdi. Cortés, adamlarına yerli kadınlara tecavüz etmeye son vermelerini söyledikten kısa bir süre sonra Jalisco’daki başka bir istilacı kendisine direnen yerli kadının ellerini kesmekte bir beis görmedi. Kadın buna rağmen direnince insanın maiyetindekiler hanımı bıçaklayarak öldürdüler. Ortalıkta buna benzer hikayeler dolaşıyordu. Nitekim Şili’de otuz yerli kadın bir İspanyol bölüğüyle karşılaştıktan dokuz ay sonrasında doğum yapmıştı. Vespucci’nin yerli hanımların Hıristiyanlarla seks yapmaktan sevinç duyacakları yönündeki sözleri gerçeklikten uzaktı.

Cinsel istila yasalardaki boşluklardan cesaret alarak hiç hız kesmeden bütün şiddetiyle devam etti. Hiçbir bedel ödemeden yabancılara saldırı etme ayrıcalığı Yeni Dünya’nın keşfiyle başlamamıştı. Avrupalı erkekler her dönem, işgal ettikleri toplumların hanımlarını almışlardı. Nitekim Atlantik Okyanusu’nu aşmaları da farklı bir şekilde sonuçlanmadı. Bu geziler dinlence değil, işgal amaçlı yapılıyordu ve gemileri dolduranlar genellikle ganimet peşindeki ayaktakımıydı. Ellerine geçirecekleri mal kadar para alıyorlardı ve başlıca hedefleri yerli kadınlardı. Ek olarak istilacıların denizaşırı yerleşimlerde yerlileri köle olarak kullanması ve Afrika köle ticaretinin gelişmesi onlara asırlık ayrıcalıkları hatırlatmıştı.